UzmanWeb.Net
  ANA SAYFA   FORUM   RESİMLER   GÖRSEL DERSLER   TOPLİST   DERSLER   İLETİŞİM

Mayıs 16, 2008, 09:39:19 ÖÖ *
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
 
   Forum   Yardım Oyun Giriş Yap Kayıt  
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Günlük tut, hayatın kararsın!  (Okunma Sayısı 439 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
burajan
Administrator
*

Puan: 165
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
İsim: Burak ŞİMŞEK
Meslek: Öğrenci-Üni.
Mesaj Sayısı: 2389


Aktiflik
Deneyim
Seviye
 Stats
« : Temmuz 28, 2007, 07:49:02 ÖÖ »
Aşağıdaki listedeki kullanıcılar bu konu için teşekkür ediyorlar!Teşekkür Et

Dünyada her 40 saniyede bir, bir blog açılıyor. E-günlük olarak bilinen bloglarda kimi bir anısı, kimi bir tanıdığı, kimiyse zevk aldığı bir hobisi hakkında yazıyor. Konular değişiyor, yazarlar (bloggerlar) değişiyor ama eylem değişmiyor; internet kullanıcılarının yüzde 27'si her gün internet üzerinden kendi köşe yazısını yazıyor. Ayrıca artık 'Kimse okumuyor' diye üzülmeyin çünkü bloggerlar yazdıkları kadar da okuyor. Hatta okuduklarına yorum yaparak bir daha yazıyor ve yorumlarına gelen cevapları da okuyorlar. 'Blog yazmak bir bağımlılık, ne kadar bırakmaya çalıştıysam kendimi o kadar içinde buldum' diyor günün en az yedi saatini blog yazarak ve okuyarak geçiren 21 yaşındaki Sevgi Atalay. Ona göre blog yazmak ne kadar eğlenceliyse o kadar da tehlikeli. Çünkü Sevgi Atalay gibi milyonlarca insan bir kez yazmaya başladı mı bir daha duramıyor. 'Ama bu tutku başınıza çok kötü şeyler getirebilir' diyor Atalay. Böyle diyor çünkü o, blogu yüzünden çok hoşlandığı Cem'i kaçırmış (Cem, bu kişinin kim olduğu anlaşılmasın diye Sevgi Atalay'ın seçtiği bir takma isimdir). Şöyle başlıyor: 'Bloguma geçen sene çıktığım çocuk hakkında bazı yazılar yazmıştım, amacım içimdeki siniri dışa vurmak ve belki biraz da intikam almaktı.' Ama bu yazdıklarının bir gün gelip başını ağrıtabileceğini hiç mi hiç düşünmemiş o sıralar.



BLOG YÜZÜNDEN KAÇTI

Olayların gelişim sürecinde, Cem'le aralarında kuvvetli bir çekimin olduğunu, bir süre 'yazıştıklarını' (flört ettiklerini) söyleyen Atalay, ortada bir neden yokken Cem'in birden kendisine soğuk davranmaya başladığını fark etmiş. Uzun zaman ne olduğunu anlayamayan genç kız daha sonra Cem'le ortak bir arkadaşlarından, nedenin yazdığı eski bloglar olduğunu öğrenmiş. Bunun doğru olup olmadığını Cem'e sorunca genç adam okuduklarının kendisini ürküttüğünü hatta sinirlendirdiğini itiraf etmiş. Bu duruma neden olan blogda neler yazdığına gelince, kısaca Atalay'ın eski erkek arkadaşı Baran'ın 'bazı' özellikleriyle dalga geçtiğini söyleyebiliriz. Bu durumla ilgili Sevgi'nin en iyi iki tahmini, 'Ya Cem'in de dalga geçilecek bazı şeyleri var ya da ben Baran'la dalga geçerken farkında olmadan onunla yaşadıklarım hakkında gereğinden fazla bilgi verdim. Bu yüzden Cem benden soğudu.' Atalay her ne kadar o blogları yazdığında küçük olduğunu (bir yaş) söylese de iş işten geçmiş ve potansiyel bir ilişki çoktan bloglara kurban edilmiş.

'Ben de geçmişte yazdığım bazı bloglar yüzünden mağdur oldum' diyor, Ceyhun Doğan. Üstelik onun mağduriyeti potansiyel bir sevgili adayıyla değil oldukça iyi getirisi olan kariyeri açısından önem taşıyan bir iş imkanıyla ilgili. Hikaye yaklaşık üç yıldır blog yazan Doğan'ın bir Amerikan firmasına iş başvurusu yapmasıyla başlıyor. İlk görüşmeden olumlu cevap gelince ikincisi için insan kaynakları müdüründen randevu alıyor ve bu durumu işi kapmış gözüyle yorumluyor. Ama ikinci görüşmeye gittiğinde müdür ona birlikte çalışamayacaklarını söylüyor. Duruma anlam veremeyen Doğan nedenini soruyor. İnsan kaynakları müdürünün 'Hem ABD karşıtı olup hem bir ABD firmasına başvurmakla hata etmişsinizdir belki de' yanıtıyla şoke oluyor. Ceyhun Doğan, insan kaynakları müdürünün bu fikre nereden kapıldığını anlayamıyor. Ama tahmin edeceğiniz gibi işin içinden yine bloglar çıkıyor.

'Üniversitedeyken ABD emperyalizmi konusunda çok katı fikirlerim vardı ama müdür bunu nereden duymuş olabilirdi ki' diyen Ceyhun Doğan, sıkıntıdan kendini googleladığı (Google'da kendi adını aratmak) bir gün işin aslını öğrenmiş. Büyük ihtimalle aynı işlemi yapan insan kaynakları müdürü Doğan'ın üniversitedeyken bir grup arkadaşıyla bloglarda ABD emperyalizmi hakkında terör estirdiği sayfalarla karşılaşmıştı. Meğer bu gençler o zamanlar öylesine fanatikmiş ki takma isimler yerine gerçek adlarını ve soyadlarını yazmaktan bile çekinmemişler. 'Zamanla bu bakış açım çok değişti, tabii hala yazdığım bazı şeylerin arkasındayım ama bu düşüncelerim törpülendi' diyen Doğan bu blogları silmek istemiş ama şifresini hatırlayamadığı için bunu başaramamış. Neyse ki üyesi olduğu blog sitesinin yetkililerini ikna etmeyi başarmış da yazdıklarını sildirebilmiş.

BOŞANMA NEDENİ

42 yaşındaki Hülya Gencer ise eşiyle boşanmasında blogların çok etkisi olduğunu söylüyor. 'Kırkını aşmış iki çocuklu bir ev hanımıyım, bilgisayar hayatımda çok önemli bir yer kaplıyor, özellikle de bloglar' diyen Gencer, blog yazmaya başladığından beri hayatının değiştiğini söylüyor. Bloguna eşiyle uzun zamandır sorunlar yaşadığını yazan Hülya Gencer, boşanmak için çocuklarının büyümesini beklediği ve kocasının onu hem manevi olarak hem de cinsel olarak tatmin edemediği gibi özel bilgileri yazınca eski kocasını çok sinirlendirmiş. Aman yanlış anlaşılmasın Hülya Gencer bu yazdıklarında ne kendi ne de kocasının ismini veriyor. Kimsenin anlayamayacağı şekilde, detayları değiştirerek ve takma isim kullanarak yapıyor bunu. Durumun farkında olan eski kocaysa konuyu bilmezlikten geliyor ve hiç gündeme getirmiyor. Bu, Hülya Hanım sanal ortamda kendine bir hayran kitlesi oluşturana kadar böyle devam etmiş. Eşi bir bakmış ki Hülya Gencer'in yazdığı bloglar her gün onlarca yorum alıyor, kimi ona destek verirken kimi de kocasıyla ilgili bilgiler hakkında yorum yapıyor hatta eski eşler dalga geçiyor. Pek tabii ki bu durum da eşinin canını sıkmaya başlamış ve karısına blogu kapatmasını söylemiş, daha doğrusu emretmiş. 'Kimse yazdıklarımdan kocamı tanıyamazdı, tabii kendinden başka! Bu durum da onu çıldırtmaya yetiyordu' diyen Hülya Gencer kocasının sinirlenmesinden gizli bir haz aldığını itiraf ediyor. Öyle ki, zamanla onun yüzüne söyleyemediği her şeyi blogunda yazarak içini rahatlatmaya başlamış. İşte tam da bu noktada ipin ucu biraz kaçmış. 'Yazılarımı takip edenlerin de gazıyla her geçen gün biraz daha kırıcı biraz daha alaycı olmaya başladım, bir süre sonra kocama hiç saygım kalmadığını fark ettim, işin kötüsü bunu o da fark etmişti' diyen Gencer, kısa bir süre sonra eşinden boşanmış. Artık yalnız bir kadın olan Gencer, blog tutkusunun ve onun getirdiği popülaritenin içindeki şeytanı uyandırdığına inanıyor.

MAHKEMEYE VERECEKTİ

Aslı Cin yaklaşık bir sene önce gazetede okuduğu bir blog haberi üzerine karar vermiş blogger olmaya. Ama 'Geçenlerde, internette yapılan bazı aramalar sonucu blogumun ilk sayfada yer aldığını görünceye kadar milyonların önüne çıktığımın çok da farkında değildim' diyen Cin'i bu durum endişelendirmeye başlamış. Yeni yazı eklemediğinde merak edip mail atan, iyi olup olmadığını sormak için arayan hayranları olan popüler blogger'ın konuyla ilgili yaşadığı tek sıkıntı yazdığı her yazıya, eleştiri sınırını aşan, hakarete varan yorumlar bırakan bir okuyucusu olmuş. O kadar rahatsız edilmiş ki; durumu adli makamlara götürmeyi dahi düşünmüş. Ama neyse ki aldığı önlemlerle bunun önüne geçilmiş. Aslı'nın Günlüğü başlığı altındaki blogunun internetteki popülaritesinin farkına yeni yeni varan 32 yaşındaki blogger artık bu gibi yorumları da göz önüne alarak daha dikkatli yazmaya özen gösteriyor. Ona göre her şey blog yazarken kendinizi kimsenin okumayacağını sandığınız sırlarınızı ifşa edecek kadar kaptırmanızdan kaynaklanıyor.

Takma adıyla bir seneye yakın bir süredir blog yazan ve adını vermek istemeyen blogger C. D. de blogların zaman zaman çok tehlikeli olabileceğini söylüyor. Yazmaya, işinden ayrıldıktan sonra başlayan C. D. blog tutkusunun alıp başını gittiğini ve saatlerce bilgisayar başından kalkmadığı zamanlar olduğunu itiraf ediyor. O kadar ki o zamanlarda bu durum eşini rahatsız etmeye ve sosyal hayatını etkilemeye başlamış. İşte tam o noktada kendini frenleyen C. D. sevdiği bir arkadaşının da bloglar yüzünden eşiyle çok büyük sorunlar yaşadığına şahit olmuş. Bu kız arkadaşı her gün bloguna anılarını yazar, C.D. gibi pek çok blogger da onu merakla takip edermiş. Bahsi geçen kız blogunda son günlerde eşinin baskıları ve onunla yaşadıkları sorunları yazınca geçen hafta genç kızın okuyucuları ilginç bir süprizle karşılaşmış. Blogda yazanlara bakılırsa o da eşinin ambargosu ile karşılaşmış. Kadının blogundaki girişleri silen eşi, bunlar yerine 'Yorumlarınızla beni ve ilişkimizi zor durumda bırakıyorsunuz' şeklinde başlayan bir de uzun bir yazı yazmış ve blogu yoruma kapatmış. C.D.'ye göre bu durum blog yüzünden çiftin oldukça şiddetli tartıştığının açık bir kanıtı.

Anlaşılan herkesin ünlü ve popüler olma şansını yakaladığı bloglarda da şöhretin bir bedeli var. Üstelik takma adla da yazsanız gerçek adınızla da yazsanız kendi kelimeleriniz bir gün başınıza ciddi bir iş açabiliyor.



Amerika'da 8 milyon blog var

Blog kısaca internet ortamında günlük tutmak anlamına geliyor. Blog, web ve log kelimelerinin birleşimi olan weblog deyiminin zamanla kısaltılmış hali.

Blog yazarına blogger, yazma eylemine bloglama deniyor.

Bloglar kronolojik sırayla diziliyor ve her girişin sonunda girildiği tarih ve blogger'ın adı gözüküyor. Bir blogger'ın yazdıklarına başka bloggerlar yorum yapabiliyor.

Blog kullanımı 'Blogger' firmasının bu hizmeti ücretsiz sunmasıyla 1999 yılında yaygın hale gelmeye başladı.

Türkiye'de ise bloglar 2005 yılında ilgi toplamaya başladı. Wikipedi'nin araştırmasına göre 2005 Mayısı'nda 'blog' kelimesi Google'da Türkçe sayfalarda 65.400 kez yer alırken bu sayı 2006 Nisan ayı itibariyle 3 milyonu aştı.

Dünyadaki en popüler blog siteleri Blog-City, BlogSpot, Diaryland, LiveJournal, Weblogger ve MySapece.

Türkçe Blogcu.com sitesinde 70 binin üzerinde blog bulunuyor.

Bloglar; kişisel, topluluk, temasal ve şirket blogları şeklinde dörde ayrılıyor.

Blog okurlarının sayısı 2004'e göre yüzde 58 arttı.

İnternet kullanıcılarının yüzde 27'si hem blog okuru, hem de yazarı, yüzde 1'i sadece yazarı, geri kalan yüzde 62'si ise hala blogun ne demek olduğunu dahi bilmiyor.

Amerikan The Perseus firmasının istatistik raporuna göre dünyadaki blogların ortalama yüzde 66'sı iki ay boyunca yenilenmiyor. 1.63 milyon kişi 126 günde bir bloglarına yeni bir şeyler ekliyor, 132 bin kişi içinse bu süre bir yıldan uzun olabiliyor.

Firmanın araştırmasına göre bloggerların yüzde 60'ı erkek.

Yüzde 92.4'ünü 30 yaş ve altındakiler oluşturuyor.

2005 yılı sonu itibariyle sadece Amerika'da 8 milyon blog olduğu biliniyor. Bu rakamın yüzde 20'ye yakın bir kısmını dini bloglar oluşturuyor.

Erkekler yüzde 46.4'le kadınlara göre bloglarına daha bağlılar. Açtıkları blogları kısa sürede terk etme ve unutma açısından kadınlar daha nankör.

Alıntı: Linkleri Görebilmek İçin
Kayıt Olun veya Giriş Yapın
Akşam Gazetesi
- Sabanur Kıraç


Benim Yorumum:
Akşam gazetesi bu şekilde bir haber yayınlamış. Yayınlayalı uzun zaman oldu ancak geçen gün yeni gördüm. Bununla ilgili site üyelerinin yorumlarını bekliyorum.

Bana göre burada yazılanlar çok acıklı bir durum. Belki bu kadar olur mu diyebilirsiniz ancak bu kadar olabiliyor. Bu açıdan bakarsak çok doğru olduğunu söyleyebilirim. Bununla ilgili yapılacak daha çok yorum yazardım ancak onu da sizler yazdıktan sonra ekleyeyim.

Ayrıca benim bu konuyla ilgili başka bir olay daha var ve bunu yazmak istiyorum. Blog yani günlük olayı artık kullanım amacı dışına çıktı. Birçok blog tarzı siteye bakıyorum ama blog dışında herşey var. Bu konuyla da ilgili yorumlarınızı yazabilirsiniz.
Teşekkür listesi şu anda boş.
Logged


Linkleri Görebilmek İçin
Kayıt Olun veya Giriş Yapın
Ücretsiz Kullanabileceğiniz Scriptler
ALpeR
Moderatör
*

Puan: 95
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Meslek: Seçilmedi
Mesaj Sayısı: 527


Acaba?Aşkları da devralırmı Kalp nakli yaptıranlar

Aktiflik
Deneyim
Seviye
WWW Stats

Oyun Kupalari
cup Tetris 2 
« Yanıtla #1 : Temmuz 28, 2007, 08:15:35 ÖÖ »
Aşağıdaki listedeki kullanıcılar bu konu için teşekkür ediyorlar!Teşekkür Et

İnsanların özel hayatlarını nete taşımalarının çok yanlış olduğunu düşünüyorum.İnternet öyle bir hale geldiki bazen beni bile korkutuyor.İşin aslı bundan 10 sene önceki interneti daha çok özlüyorum.Neden diye sorarsanız,bilgi sahibi olan insan sayısı çok azdı ve bu kadar ilgi yoktu.İlgi ve bilgi sahibi insanlar olmadığı için bu kadar işi ilerletip günlük blog okuyan insan sayısıda çok azdı.Anlamadığım konu insanların artık blogları burada anlatılanın dışında kişisel site olarak kullanması.Herkes kendi çapında bir site kurmaya çalışıyor ve bilgi birikimi olmayan arkadaşlarımız en basit yoldan blog kurma yolunu tercih ediyor.

Evli olmadığım halde şimdiden düşünmeye başladım , acaba ileride evlendiğim zaman evime internet bağlatmalımıyım  Undecided Gördüklerim ve duyduklarım gerçektende beni korkutuyor artık. Burak arkadaşımızın yazısında da belirttiği gibi net yüzünden biten evlilik sayısı gün geçtikçe artıyor  Kızgın Örnek olarak bir karı koca evde uyumsuzluk içerisinde hergün kavga ediyor fakat netde birbirleri ile tanıştıkları zaman birbirlerine bilmeden ilgi gösteriyorlar.Sonuç  Cheesy ilk buluşmada her ikiside şok oluyor ve boşanıyorlar Shocked
Herşeyin bir sınırı vardır. Bu sınırı aşmamak , herşeyi tadında bırakmak en güzelidir  Grin
Çok önemli bir konuya değinmişsin Burak.Diğer yorumlar ne yönde olacak bakalım  Wink
Logged

Pioneer DreamBook® Power D90
Intel® Core™2 Extreme X6800 2.93G 4M Cache 1066M FSB Processor + 4GB (2 x 2GB) 800MHz DDR2 RAM + 2x512MB Dual NVidia SLI GeForce Go 8700M GT + 17\\\\\\\" Widescreen WUXGA+ (1920x1200) TFT Screen + 3 x 200GB 7,200RPM Serial-ATA Hard Drive + 1.3M Pixel Build in Camera + Blu-Ray 2x BD/DVD/CD Writer with Double Layer BD + Intel Pro Wireless 802.11 b/g/n Module 4965AGN + 7 in 1 Reader ( MS/MS-Pro/MS Duo/SD/Mini-SD/MMC/RSMMC ) + 7.1 Kanal S/PDIF ses çıkışı + 2+1 Speaker(Dahili Subwoofer)+10/100/1000 Ethernet+Dahili TV Kartı+Dahili Bluetooth+ Microsoft Windows Vista Ultimate 64 Bit [/co
AdmiN
Genel Sorumlu
Administrator
*

Puan: 287
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
İsim: Adem TÜRK
Meslek: Öğretmen
Mesaj Sayısı: 2816


~|| Bilginin Gücü ||~

Aktiflik
Deneyim
Seviye
WWW Stats
« Yanıtla #2 : Temmuz 28, 2007, 10:38:29 ÖÖ »
Aşağıdaki listedeki kullanıcılar bu konu için teşekkür ediyorlar!Teşekkür Et

Ben blog kullanmadığım ve günlük tutmadığım için bloglar bana ilgi çekici gelmiyor.Gördüğüm kadarıyla belli bir yaşın üstünde olupta internetle uğraşmak isteyenler blogları oldukça fazla kullanıyor.İşin sosyal tarafına bakarsak sadece blog değil, internet kullanımı da kişiyi sosyal hayatın dışına itiyor.
Logged

Soru sormadan ve yeni konu açmadan önce arama yapınız.
Konulara teşekkür mesajı yazmayın, teşekkür et düğmesine tıklayınız.
burajan
Administrator
*

Puan: 165
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
İsim: Burak ŞİMŞEK
Meslek: Öğrenci-Üni.
Mesaj Sayısı: 2389


Aktiflik
Deneyim
Seviye
 Stats
« Yanıtla #3 : Temmuz 28, 2007, 22:19:50 ÖS »
Aşağıdaki listedeki kullanıcılar bu konu için teşekkür ediyorlar!Teşekkür Et

Bugün bir sitenin forumunda o forumun üyesi web sitesi yapmak ile ilgili bilgi istemiş. Verilen cevapların bir tanesinde 3 tane ünlü blog servisi veren sitenin adresi yazılmış ve bunlara kayıt olup kolayca bir site yapılabilirsin denmiş.

Bir web sitesi denince akla blog gelmemelidir. Blog bir web sitesinin yerini kesinlikle alamaz. Ama tabi kullanıcılar bu şekilde bir web sitesi yapmak isteyince en kolay yolunu yani blogu tercih ediyorlar.

Bir web sitesi emek ister zaman ister uğraş ister profesyonellik ister. Blogu bir site olarak kullanmak son derece yanlıştır. Blogun esas amacı bir site yapılması değildir. Tabiki her kullanıcı kendisinin bir sitesi olmasını istiyor fakat bakıyorlarki bu bir zor iş diye blogu tercih ediyorlar.

Mesela bazı blog sitelerini gözden geçiriyorum. Adeta bir çöplük gibi. Ne varsa eklenmiş. Yemek tariflerinden tutun, magazin dünyasına kadar, siyasetten tutun, aşka kadar her konu da birşeyler eklenmiş. Bu çöplük değildir de nedir bana söyleyin. Şunu da söylemeliyim ki bu blog sitesini amacına göre kullanan kişiler de var ve bunlara haksızlık etmeyelim.

Eğer belli bir amacı düşünüyorsanız blog kullanabilirsiniz. Ama blogu bir site olarak düşünmeyin kullanmayın. İnternet dünyasında zaten bir sürü çöplük site bulunuyor bir de bunlara bloglar eklendi yazık!

Şimdi ben burada kimseyi eleştirmiyorum. Ancak şunu üzerine basa basa söylüyorum. Site yapmak emek zaman uğraş profesyonellik işidir. Birşeyin peşinden koşupta bunları görmemezlikten gelmeyin. Zaten internet ne zaman belli bir amaç taşımış ki şimdi taşısın.

Şunu da söylemek istiyorum: Bu yukarıda söylediklerim blog servisi dağıtan sitelere yönelik değildir. Blog sitelerini kullanım amacı dışına taşıyanlara söylüyorum.


Admin demişki; blog siteleri ilgi çekici gelmiyor. Sonsuz kez katılıyorum. Belki bu tarz sitelerin güzel amaçlı kullanan kişileri de vardır ancak kurunun yanında yaşta yanar misali çoğunluğu kötü olunca onların bir farkı çıkmıyor ortaya.

Alper; insanlar zaten kendi özel hayatlarını internet ortamında paylaşıyorlarsa denecek birşey yoktur. Bu durum son derece yanlıştır. Eğer özel hayatlarınızdaki sorunları paylaşmak istiyorsanız kendinize bir psikolog arayın.
Logged


Linkleri Görebilmek İçin
Kayıt Olun veya Giriş Yapın
Ücretsiz Kullanabileceğiniz Scriptler
ALpeR
Moderatör
*

Puan: 95
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Meslek: Seçilmedi
Mesaj Sayısı: 527


Acaba?Aşkları da devralırmı Kalp nakli yaptıranlar

Aktiflik
Deneyim
Seviye
WWW Stats

Oyun Kupalari
cup Tetris 2 
« Yanıtla #4 : Temmuz 29, 2007, 03:04:32 ÖÖ »
Aşağıdaki listedeki kullanıcılar bu konu için teşekkür ediyorlar!Teşekkür Et

Her zamanki gibi Süpersin Burak.Psikolog konusunda sana katılıyorum en doğru çözüm yolu bencede bu  Wink
Logged

Pioneer DreamBook® Power D90
Intel® Core™2 Extreme X6800 2.93G 4M Cache 1066M FSB Processor + 4GB (2 x 2GB) 800MHz DDR2 RAM + 2x512MB Dual NVidia SLI GeForce Go 8700M GT + 17\\\\\\\" Widescreen WUXGA+ (1920x1200) TFT Screen + 3 x 200GB 7,200RPM Serial-ATA Hard Drive + 1.3M Pixel Build in Camera + Blu-Ray 2x BD/DVD/CD Writer with Double Layer BD + Intel Pro Wireless 802.11 b/g/n Module 4965AGN + 7 in 1 Reader ( MS/MS-Pro/MS Duo/SD/Mini-SD/MMC/RSMMC ) + 7.1 Kanal S/PDIF ses çıkışı + 2+1 Speaker(Dahili Subwoofer)+10/100/1000 Ethernet+Dahili TV Kartı+Dahili Bluetooth+ Microsoft Windows Vista Ultimate 64 Bit [/co
burajan
Administrator
*

Puan: 165
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
İsim: Burak ŞİMŞEK
Meslek: Öğrenci-Üni.
Mesaj Sayısı: 2389


Aktiflik
Deneyim
Seviye
 Stats
« Yanıtla #5 : Temmuz 29, 2007, 04:13:46 ÖÖ »
Aşağıdaki listedeki kullanıcılar bu konu için teşekkür ediyorlar!Teşekkür Et

Her zamanki gibi Süpersin Burak.Psikolog konusunda sana katılıyorum en doğru çözüm yolu bencede bu  Wink
Teşekkürler hep birlikte Grin
Logged


Linkleri Görebilmek İçin
Kayıt Olun veya Giriş Yapın
Ücretsiz Kullanabileceğiniz Scriptler
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Powered by SMF 1.1.4 | SMF © 2006, Simple Machines LLC | Sitemap | Sitemap / Site Haritası
Giriş Sayfası Yap Sık Kullanılanlara Ekle
UzmanWeb.Net 2003-2007 © | Bilgi Paylaşım Sitesi | Sitemap
Sayfa Başına Dön
Sitemizde yer alan tüm bilgilerin bir kısmı diğer sitelerden derlenip yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.
Uzman Toplist Asp İndir Popüler Siteler Linkdefteri.com

MKPortal ©2003-2006 mkportal.it