Gönderen Konu: Hikaye- MasaL  (Okunma sayısı 7385 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı GozyaSi

  • Haber Editörü
  • Süper Moderatör
  • *
  • İleti: 1436
  • Puan: 193
  • Cinsiyet: Bayan
  • Insan Inandigi Gibi Yasar, Yasadigi Gibi Ölür
-Hikaye- MasaL
« Yanıtla #10 : Mart 29, 2007, 22:50:33 ÖS »
Cennet
Gerçek bir dostluğun olağanüstü bir hikayesi...
Adam ve hayattaki tek arkadaşı olan köpeği bir kazada birlikte ölmüşlerdi.. Gökyüzüne çıktıktan sonra bembeyaz bulutların arasında dolaşmaya başladılar.. Adam cok susamıştı.. Biraz su bulabilmek ümidiyle yürümeye devam ederken, birden kendilerini muhteşem bir manzaranın karşısında buldular.. Rengarenk çiçeklerle süslü bir bahçe, altından yapılmış bir bahçe kapısı, ve onları karşılayan beyazlar içinde bir kadın.. Adam köpeğiyle birlikte kadına yaklaştı ve sordu:
"Afedersiniz... burası neresi?"
Kadın ona gülümsedi: "Burasi Cennet, efendim"
Adam bunun üzerine sevinçle "Harika...!!!" dedi "Peki bana biraz su verebilir misiniz, gerçekten cok susadım"...
Kadın cevap verdi: "Tabii efendim, içeri girin... içerde dilediğiniz kadar su bulabilirsiniz..."
Böylece adam köpeğine döndü, "Hadi oğlum içeri giriyoruz" diyerek kapıya yürüdü; ama kadın onu birden durdurdu:
"Üzgünüm efendim, köpeğiniz sizinle gelemez... hayvanları içeri almıyoruz..."
Bunun üzerine adam bir an durdu.. düşündü.. ve geri dönüp köpeğiyle birlikte geldikleri yolun tam ters yönünde yürümeye koyuldular.... Bir süre geçtikten sonra kendilerini bu kez tozlu çamurlu bir yolda buldular, ve yolun sonunda karşılarına çiftlik girişini andıran bir kapıyla yırtık pırtık elbiseli bir dede çıktı... Adam sordu:
"Afedersiniz.... bana biraz su verebilir misiniz?"
Dede "İçeri gel" dedi.. "Kapıdan girdikten sonra sağ tarafta bir ceşme var..."
Adam sordu: "Peki arkadaşım da benimle gelip ordan içebilir mi?"
Dede " Tabii..."dedi.. "Çeşmenin yanında köpeğinin de su içebileceği bir kase bulacaksın..."
Bunun üzerine adam kapıdan girdi... Biraz yürüdükten sonra sağ tarafta çeşmeyi buldu.. Adam ceşmeden köpek de oracıktaki kaseden doya doya içerek susuzluklarını giderdiler... Derken adam geri giderek girişte bekleyen dedeye sordu:
"Su için çok teşekkür ederim... peki burası neresi..?"
Dede "Burası cennet"dedi.. bunu duyan adam şaşırdı:
"Ama nasıl olur..? Az önce burası gibi kırık dökük olmayan muhteşem bir yere gittik ve orasının da Cennet olduğunu söylediler..."
Dede "Şu rengarenk çiçeklerle süslü altın kapılı yer mi?"dedi... "ama orası Cehennem.."
Adam iyice şaşırmıştı: "Peki ama orası sizin adınızı kullanarak insanları kandırıyor diye hiç kızmıyor musunuz..??"
Dede gülümsedi: "Kızmıyoruz... Çünkü onlar kendi çıkarı için en iyi arkadaşını yarı yolda bırakanları Cennet'ten uzak tutuyorlar...."

ekliyen: Amisos
Konuyu Paylaş:
  delicious  facebook  twitter  google
Eger Bir Gun Dunyaya Ait Cok Buyuk Bir Derdin Olursa, Rabbi'ne Dönüp
''Benim Büyük Bir Derdim Var''
Deme!

Derdine Dönüp 
''BENIM COK BÜYÜK BIR RABB 'IM VAR!''
De!

Çevrimdışı GozyaSi

  • Haber Editörü
  • Süper Moderatör
  • *
  • İleti: 1436
  • Puan: 193
  • Cinsiyet: Bayan
  • Insan Inandigi Gibi Yasar, Yasadigi Gibi Ölür
-Hikaye- MasaL
« Yanıtla #11 : Mart 29, 2007, 22:52:52 ÖS »
NİYE BEN

Brenda yamaç tırmanışı yapmak isteyen genç bir kadındı. Bir gün
cesaretini toplayarak bir grup tırmanışına katıldı. Tırmanacakları
yere vardıklarında, neredeyse duvar gibi dik, büyük ve kayalık bir
yamaç çıktı karsılarına. Tüm korkularına rağmen, Brenda azimliydi.
Emniyet kemerini taktı, ipi yakaladı ve kayanın dik yüzüne
tırmanmaya başladı. Bir süre tırmandıktan sonra, nefeslenebileceği
bir oyuk buldu...

Orada asılı dururken, gruptan yukarıda ipi tutan kişi dalgınlığa
düşerek ipi gevşetiverdi. Aniden boşalan ip, hızla Brenda'nın gözüne
çarparak lensinin düşmesine neden oldu. Lens çok küçüktü ve
bulunması neredeyse imkansızdı. Lens yamacın ortasında bir yerlerde
kalmıştı ve Brenda artık bulanık görüyordu.

Ümitsizlik içinde Brenda, lensini bulması için Allah'a dua
edebilirdi yalnızca... Ve içten içe düşünüp dua etmeye başladı.
"Allah'ım! Sen bu anda buradaki tüm dağları görürsün. Bu dağlar
üzerindeki her bir taşı ve yaprağı bildiğin gibi, benim lensimin
yerini de biliyorsun. Onu bulmama yardım et."

Patikalardan yürüyerek aşağı indiler. Aşağı indiklerinde, tırmanmak 
üzere oraya doğru gelen yeni bir grup gördüler. İçlerinden biri
"Aranızda lens kaybeden var mı?" diye bağırdı.

Brenda'nın sonradan öğrendiğine göre, lensi bir karınca taşıyordu ve
karınca yürüdükçe yavaşça kayanın üzerinde hareket edip parlayan
lens kızların dikkatini çekmişti. Eve döndüklerinde Brenda lensini
nasıl bulduklarını babasına anlattı. Bir karikatürcü olan babası da
ağzıyla lens taşıyan bir karınca resmi çizerek, karıncanın
üzerindeki baloncuğa şunları yazdı:

"Allah'ım! Bu nesneyi neden taşıdığımı bilemiyorum. Bunu yiyemem ve
neredeyse taşıyamayacağım kadar ağır. Ama istediğin sadece bunu
taşımamsa, senin için taşıyacağım..."

"BU YÜKÜ NİYE TAŞIYORUM" demeyin

ekliyen: Amisos
Eger Bir Gun Dunyaya Ait Cok Buyuk Bir Derdin Olursa, Rabbi'ne Dönüp
''Benim Büyük Bir Derdim Var''
Deme!

Derdine Dönüp 
''BENIM COK BÜYÜK BIR RABB 'IM VAR!''
De!

Çevrimdışı esosh

  • İleti: 6
  • Puan: 0
  • Cinsiyet: Bayan
  • bigün buraya süper mod olucam
-Hikaye- MasaL
« Yanıtla #12 : Haziran 06, 2007, 11:07:24 ÖÖ »
cok guseller canm paylasım için saolll :P
benim okumam yasmam yoktur parmak bassam olur muuu??!!:P:p:P

Çevrimdışı AdmiN

  • Genel Sorumlu
  • Administrator
  • *
  • İleti: 7919
  • Puan: 747
  • Cinsiyet: Bay
  • ~|| Bilginin Gücü ||~
    • Kişisel Web Sitem
-Hikaye- MasaL
« Yanıtla #13 : Haziran 06, 2007, 17:35:39 ÖS »
Teşekkür etmek için mesajın sonunda bu konuya teşekkür et yazan yazıya tıklamalısın.

Çevrimdışı GozyaSi

  • Haber Editörü
  • Süper Moderatör
  • *
  • İleti: 1436
  • Puan: 193
  • Cinsiyet: Bayan
  • Insan Inandigi Gibi Yasar, Yasadigi Gibi Ölür
-Hikaye- MasaL
« Yanıtla #14 : Temmuz 06, 2007, 22:01:19 ÖS »
SAKIN ELİMİ BIRAKMA…

Ilk rüzgarla gelen bir müzik sesiyle dalıverdim uzaklara; "Aşık olmak günahsa ben bir günahkarım, pişman değilim tanrım…" diyordu yumuşak bir ses… bir sızı saplandı ilk önce kalbime… sensizlik yüreğimi yakıyordu, sana hasrettim… sarı kurumuş yapraklar arasında yürürken rüzgarın yüzüme vurmasıyla kokunu duydum sanki… yalnızdım… mutsuzdum, sen yoktun… ebediyen gitmiştin…
Şimdi yanımda olsaydın kollarınla beni sarar, yüzüme dağılan saçlarımı parmaklarınla düzeltirdin.. iki taraftan kulaklarımın arkasına sıkıştırır, "Böyle daha güzel aşkım"derdin… yüzüme düşen saçlarıma tuzlu gözyaşlarım karışıyor şimdi. "Sakın ha ağlama, seni birgün bile ağlarken görmek istemiyorum" derdin bana… şimdi bir yerlerden bakıyorsa gözlerin üzülüyorsundur… ama gözyaşlarıma söz geçiremiyorum sevgilim...
Hani biz sonsuza kadar mutlu olacaktık? Hani birbirimizi terketmiyecektik? Neden beni tek başıma bırakıp gittin aşkım.? Kaza haberin geldiğinde inanamadım… evimizden nasıl çıktığımı bile hatırlamıyorum… hastanede seni öyle kanların içinde baygın bir şekilde görünce dünya başıma yıkıldı… elini tuttum ve sen gözlerini açtın "Sakın ha! Sakın elimi bırakma" dediğin zaman bile "Gözlerindeki ormanda yağmur yağmasın" dedin… yanaklarımdan süzülen sicim gibi yaşlar yüzüne döküldüğünün farkında bile değildim.. ameliyathanenin kapısına kadar elini hiç bırakmadım ve mecburen elini ayırdılar benden… saatlerce o odada kaldın… çıktığın zaman komadaydın… doktorlar ümitsizce gözlerime bakıyordu… seni odana ¤¤¤ürdüler.. neydi, neden o makinaları vücuduna bağlamışlardı.? Sen yaşayacaktın.. beni bırakmayacaktın yemin etmiştin..yavaşça elimi elinin üzerine koydum.. hiç kıpırdamıyordun… günlerce başucunda bekledim… farkında bile değildin… hep uyuyordun… yanında seni beklerken; geçirdiğimiz günler bir film şeridi gibi gözlerimden geçti… beni kızdırmaların, sinirletmelerin ve ondan sonra gönlümü almak için bütün evi ben yokken çiçek bahçesine çevirmen… doğumgünlerimizde birbirimize aldığımız müzik kutuları… hani son doğumgününde sana mavi bir kazak almıştım da hemen giyip mankenlik yapmıştın ya ve ben seninle dalga geçmiştim sen de pastayı alıp yüzüme yapıştırmıştın ve sonra da bütün evi pastayla alt üst etmiştik… ne kadar deliymişiz, ne kadar aşıkmışız… mavi kazağını son gördüğümde kanlar içindeydi.. kaza günü onu giyiyormuşsun meğer… çok sinirlettin beni, nasıl çıkacak şimdi kazaktaki kan lekeleri? Olmadı şimdi, iyileşir iyileşmez kazağını sen yıkayacaksın.. onu sana ben aldım atmak olmaz ki…
Hala uyanmadın… bir hafta geçti hiç bir kıpırtı yok…doktorların biri gidiyor biri geliyor.. söyledikleri hiçbirşeyi artık anlamıyorum.. bu arada o yağmurlu gün geldi aklıma.. bisikletlerle yarış yaptığımız o gün.. hani ani bir yağmur başlamıştı da eve zor yetişmiştik.. balkonda durup yağmuru izlerken bir gün bebeğimiz olursa ismini Yağmur koyalım demiştik… bizim yağmurumuz yaz yağmuru olsun demiştik…
Ve bir gün daha geçti işte, yanında sen o yatakta hareketsiz yatarken bir gün daha geçti… elim elinde.. ve başım yatağın yanında, kendimden geçmişim.. ve aniden elin elimde kıpırdadı.. aniden kırmızı, şiş gözlerimi sana çevirdim… ve gözlerini açtın… o halinle bile gülümsüyordun bana… dudaklarına küçücük bir öpücük kondururken sessizce gözlerimden yine bilinçsizce tuzlu gözyaşlarım dudaklarına düştü… kızar gibi yine baktın bana… "Tamam" dedim "Ağlamıyacağım…"
Gözlerime baktın buğulu… hiç beklemediğim bir anda dudakların kıpırdamaya başladı "Affet beni" dedin, "Birbirimizi terketmiyecektik, hala daha da seni terketmedim ama…." dedin ve gerisini duymak bile istemiyordum, parmaklarımla dudaklarını kapattım, "Konuşma, yorulma, sonra konuşuruz" dedim ama başınla "Şimdi" dercesine işaret ettin… "Şehre inmiştim, yıldönümümüz için beğendiğin tek taşlı pırlanta yüzüğü alacaktım, aldım da… yanında 25 tane gül vardı, arabanın torpido gözünde yüzüğün, koltukta da güllerin vardı" dedin… ve devam ettin "Hayatımda geçirdiğim en güzel yılları seninle paylaştım, gözlerim, kalbim hep yanında olacak, arabadan emanetlerini almayı unutma" dedin bana… gözlerimdeki yaşları artık durduramıyordum… "Bir dahaki sonbahara yürüdüğümüz yolda yanlız yürüyeceksin ve çok güçlü olacaksın, beni affet aşkım seni bensiz bırakıyorum, seni canımdan çok seviyorum, son bir öpücük ver bana" dedin ve bir elim elinde bir elimle alnını okşarken istediğini yaptım dudakların sıcaktı ve aniden makineden ince bir ses geldi, elin elimden kopuverdi…. Gözlerin yavaşca kapandı…. Doktorlar koşup geldiler… öylece orda kalıverdim hareketsiz kaldım, donmuştum, sen yoktun artık… doktorlar seni ¤¤¤ürdüler… artık sen yoktun, yanlızdım..
Ve şimdi sensiz geçen ilk sonbahardayım… yürüdüğümüz yolda kurumuş yaprakların arasında tek başınayım. Arabadan bana getirdikleri emanetlerimin biri evde diğeri parmağımda… yüzüğünü yaşadığımı sürece parmağımdan, güllerini yatağımın yanından hiç ayırmayacağım… mavi kazağını yıkadım, temizledim… yastığının üzerinde duruyor..
Hazan mevisimi, hüzün mevsimi… aşk mevisimi.. ayrılık mevsimi…
Kulağımda bana söylediğin şarkıyla yürüyorum tek başıma söz verdiğimiz gibi sarı yapraklı yolda...''SANA RÜYA DİYEMEM, SENDEN UYANAMAM Kİ
NEREDE OLURSAN OL, SENİNLEYİM BEN SANKİ
BULUTLU GÜNEŞİMSİN, SEVGİLİMSİN BENİMSİN
YAZ YAĞMURUM, KIŞ GÜLÜM, NEŞEMSİN KEDERİMSİN
SENİNLE DOLU DÜNYAM, GÜNDÜZÜM GECEM SENSİN
ÖLSEMDE AYRILAMAM, BENLİĞİM RUHUM SENSİN..."
Biliyorum her an her saniye benimlesin, beni izliyorsun. İyi ki şarkılar var ve şiirler. Sen sözünü tutmadın, beni bırakıp gittin. Ben de tutamıyorum ve dışıma değilse de içime hiç durmadan ağlıyorum.

Belki birgün aşkım... Bu yağmurlar diner ve biz yine birlikte oluruz hiç ayrılmamacasına.

"HER YERDE HATIRAN VAR, HERŞEY SENİNLE DOLU
HERŞEYDE SENİN İZİN, BU YOL AŞKININ YOLU
ALAMAZ BİN SEVGİLİ KALBİMDEKİ YERİNİ
SANKİ İÇİMDE AÇAR BU SARMAŞIK GÜLLERİ....
"İyi ki şarkılar var...
Eger Bir Gun Dunyaya Ait Cok Buyuk Bir Derdin Olursa, Rabbi'ne Dönüp
''Benim Büyük Bir Derdim Var''
Deme!

Derdine Dönüp 
''BENIM COK BÜYÜK BIR RABB 'IM VAR!''
De!

Çevrimdışı GozyaSi

  • Haber Editörü
  • Süper Moderatör
  • *
  • İleti: 1436
  • Puan: 193
  • Cinsiyet: Bayan
  • Insan Inandigi Gibi Yasar, Yasadigi Gibi Ölür
-Hikaye- MasaL
« Yanıtla #15 : Temmuz 06, 2007, 22:03:36 ÖS »
Ölüm Ensemde; Üşüyorum


Sensizlikte fırtınalar kopuyordu yaşadığım şehirde .Ölüm ise hırçın dalgaların maskesini giymiş kıyılarıma vuruyordu..Üsüyordum..Gözlerim gözlerini arıyordu gökyüzünde..Ama gökyüzü kapalı..Şehre yağmur yağıyordu .Yagmurlar ise acımasiz..Bereket dagıtan yagmur, yüregime yalnızlıgın acımasızligini bırakıyordu damlalarında ..Korkuyordum karanlığa yenilmekten..Tüm şehri dolaşıyorum önümde seni bulma umutlarım arkamda beni kovalayan yalnızlık..Saatler geçmek bilmiyor..Gözlerim bir an saate dalsa yelkovan cellatlığa, akrep ise karanlığa bürünüyordu..Yapamıyordum sensiz..Ayaklarım yoruluyordu su birikintilerine çarpa çarpa..Sensiz duygularım bölük pörçük..Ölümü ensemde hisseder gibiyim..Kimsenin olmadığı sokaklara girmiyordu ayaklarım..Korkuyordum sensizlikte ölümün kalbimi esir almasindan..Kılcaldamarlarımdan canımı çekiyorlar sanki...Üşüyorum sensizlikte..Yağan yağmurda sığanacak sıcak yüreğini arıyordum..Fırtınada dev dalgalara karşı sığınabilecegim sakin bir liman..Kısacası seni arıyordum...Ezan sesi, gecenin karanlığını dağıtıyorken gözlerim uykuya yenik düşecekti az daha...Koşmaya başladım güneşin ilk ısıttığı sokaklara...Güneşin sıcaklığında bulabilirdim.sesini....Soluk soluğa koşuyorum akşamdan ıslak kaldırımları..Güneşi görüp kuruyan her kaldırım gibi bende sana kavuşuyorum sanki...

Rüyadan uyandığımda ter içindeydim..Korkularım bir anda mutluluğa dönüşürken varlığında rüyalarda bile sensizliğin acısını hissetmek kötüydü...Ne mutlu sevdiklerinin her an kıymeti bilip ölümüne sevenlere..


Eger Bir Gun Dunyaya Ait Cok Buyuk Bir Derdin Olursa, Rabbi'ne Dönüp
''Benim Büyük Bir Derdim Var''
Deme!

Derdine Dönüp 
''BENIM COK BÜYÜK BIR RABB 'IM VAR!''
De!

Çevrimdışı GozyaSi

  • Haber Editörü
  • Süper Moderatör
  • *
  • İleti: 1436
  • Puan: 193
  • Cinsiyet: Bayan
  • Insan Inandigi Gibi Yasar, Yasadigi Gibi Ölür
-Hikaye- MasaL
« Yanıtla #16 : Mayıs 10, 2008, 23:51:26 ÖS »
Benim hiç annem olmadı

Benim hiç annem olmadı.Dolayısıyla,anneler gününün anlamını da bilmem...
Evlat uğruna canından vazgeçen bir kadınmış annem.Ya ben ya O..Ben ağlayarak geldiğimde dünyaya annem,gülümseyerek veda etmiş.Beni o sıcacık olduğunu tahmin ettiğim kucağına almadan.Çocukluğumdan bilirim,yaşıtlarım:'' Anne '' dediğinde ben, ''neden?'' diyemiyorum deyipte düşündüğüm anlarımı.Kim bu anne ! Neden canı yanınca anne diyorlar ? Neden canları bir şey istediğinde anne diyorlar ? Neden ?
Sonra büyüdüm.Düşündüm,beni kim emzirdi ? Kimler annelik yaptı bana ? Okulda mesala okul aile birliği toplantıları denilen olay var ha..Herkes annesini çağırıyordu.Zavallı babam bir defa olsun gelmemişti.Benim ailemi hiç çağırmadılar ! Sanki sorunsuz,dertsiz birisiymişim gibi.Oysa derdin büyüğü bende idi.Şefkatsizlikle ,sevgisizlikle geçen bir çocukluk.Tek eksiğim,en büyük eksikliğimmiş güya..O da annesizlik ! Kimbilir kaç defa gece uyurken üstüm açıldıda örtülmedi.Kimblir kaç defa acıkınca ağladım da ,annem olmayanlar doyurdu beni.Ah bir de ne kötü biliyor musunuz ? Bir arkadaşınızın ailesi ile tanışırsınız..''Annem '' derler.Tanışırım.''Annen nasıl'' diye sorduklarında, cevap verememenin çektirdiği acıyı hissederdim.Ha cevap verirdim tabi : ''Benim annem vefat etti !''
''Ne zaman Allah Rahmet eylesin ''..
''Ben doğarken ''.Derin bir sesizlik.Sonra acıma dolu bakışlar,merhamet..
Mutluluk,acının azalmış halidir ya..Hiç azalmadı ki acım..Bunun azı ,çoğu olur mu?Bana yerini dolduramayacağın bir şey söyle deseler,bilin bakalım ne cavap verirdim ?

Haydi siz söyleyin...

Annenizi sevin,onun kıymetini bilin !

Hayatta en kötü şey 'annesizlik' dostlar.

Haydi gidin sımsıkı sarılın O'na ,Benim yerime de tabi..
Eger Bir Gun Dunyaya Ait Cok Buyuk Bir Derdin Olursa, Rabbi'ne Dönüp
''Benim Büyük Bir Derdim Var''
Deme!

Derdine Dönüp 
''BENIM COK BÜYÜK BIR RABB 'IM VAR!''
De!

Çevrimdışı clbmstr01

  • İleti: 69
  • Puan: 99
  • Cinsiyet: Bay
  • The GodFatHer
-Hikaye- MasaL
« Yanıtla #17 : Eylül 03, 2008, 18:32:00 ÖS »
bizlerle paylaştığın için teşekkürler :"3

Seo4Smf Tagleri:
 

Benzer Konular

  Konu / Başlatan Yanıt Son İleti
1 Yanıt
874 Gösterim
Son İleti Aralık 30, 2009, 22:45:15 ÖS
Gönderen: akurudayi