Gönderen Konu: Türk Reform Hareketini İstiyorum  (Okunma sayısı 395 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı birgulumse

  • İleti: 9
  • Puan: 0
  • Cinsiyet: Bay
  • Neye inanıyorsanız onu yaşarsınız
    • Damla Damla Kanarsın, Sana Kıyıp Silemem
Türk Reform Hareketini İstiyorum
« : Haziran 05, 2010, 15:08:07 ÖS »
T.C., Osmanlı İmparatorluğu’nun devamıdır ancak; konu adalet olunca Cumhuriyet ve İmparatorluk rejimleri kıyas kabul etmez. Adaletin doruğundan adaletsizliğin dibine nasıl geldik? Cumhuriyet ile mi? O zaman bu ülkede bir azınlığın dışında hiç kimse “cumhuriyetçi” olamaz. Cumhuriyetçiyim diyenler de muhtemelen yalan söylüyorlardır, başımıza bir iş gelmesin diye.

Bizce devletin adı çok da önemli değildir. Devletin hangi sistem (düzen) üzerine oturtulduğu önemlidir. Düzen, yasaları hukuka uygun yapıyor ve kendi yaptığı bu yasalara uyuyor mudur. Uyuyorsa o düzenin kurulduğu devletin adı, ideolojisi ne olursa olsun, o devlet hukuk devletidir.

“Hukuk, toplumun genel menfaatini veya fertlerin ve toplumun ortak iyiliğini sağlamak maksadıyla konulan ve kamu gücüyle desteklenen kaide, hak ve kanunların bütünüdür. Daha yaygın bir tanımıyla hukuk, adalete yönelmiş toplumsal yaşama düzenidir.” (Vikipedi, Özgür Ansiklopedi)

Hukukun farklı tanımları da yapılabilir. Nasıl tanımlanırsa tanımlansın, uygulanabilmesi için bir güç gerektiği reddedilemez. En büyük güç ise devlettir. Adı her ne olursa olsun hiç bir güç devletten üstün değildir. Kanaatimizce devletlerin ortaya çıkışı da farklı güçleri dengeleyebilecek daha büyük bir güce ihtiyaç duyulmasındandır. Çünkü toplumda adaletin sağlanması, haklının hakkının alabilmesiyle sağlanabilir. Devletler bir kişinin yönetebileceği kadar küçük, herkesin yönetebileceği kadar büyük değildirler. Bu yüzden de adaleti sağlama arzusu, aynı zamanda devletlerin bir oligarşik yapıya dönüşmesini de beraberinde getirmiştir.

“Oligarşi, sadece belirli bir zümrenin bir ülkeyi yönetmesiyle ortaya çıkan yönetim biçimidir. Yunanca’daki ‘az’ ve ‘yönetim’ kelimelerinin birleşmesiyle oluşturulmuş bir kelimedir.” (Vikipedi, özgür ansiklopedi)
Her devlet kurumlar aracılığı ile yönetilir. Zaten devletin genel tanımı da “kurumlar topluluğu“dur. Buna göre hükümet ve bürokratlar devletlerin oligarşik yapısını oluştururlar. Rejimi, ideolojisi, sistemi ne olursa olsun, istisnasız her devlet “oligarşi” ile yönetilirler.

“Diktatörlük, herhangi bir kurum, yazılı ya da yazılı olmayan yasal düzenlemeler veya başka bir sosyal ve/veya politik faktör tarafından sınırlanmamış bir liderliğin (genellikle bir diktatörün) mutlak yönetimidir.” (Vikipedi, özgür ansiklopedi)
Devletin her gücün üzerindeki gücü, yönetimi bir şekilde eline geçirenlerin iştahını kabartmaya yetmiştir de artmıştır bile. Bu yüzden de tarih boyunca sayısız diktatörler gelip geçmiştir. Modern devletler bu mahzuru ortadan kaldırmak için gücü bölmek gereğini duymuşlar ve “kuvvetler ayrılığı” kavramını getirmişlerdir. Ülkemizde ise bu kavram sadece teoride kalmıştır. Özellikle tek parti iktidarları bir diktatörlük tarzında hareket etmişlerdir.

“J. Kanunsuz emir
Anayasa MADDE 137.– Kamu hizmetlerinde herhangi bir sıfat ve suretle çalışmakta olan kimse, üstünden aldığı emri, yönetmelik, tüzük, kanun veya Anayasa hükümlerine aykırı görürse, yerine getirmez ve bu aykırılığı o emri verene bildirir. Ancak, üstü emrinde ısrar eder ve bu emrini yazı ile yenilerse, emir yerine getirilir; bu halde, emri yerine getiren sorumlu olmaz.”
657 sayılı yasanın 11. maddesi : “Devlet memurları kanun, tüzük ve yönetmeliklerde belirtilen esaslara uymakla ve amirler tarafından verilen görevleri yerine getirmekle yükümlü ve görevlerinin iyi ve doğru yürütülmesinden amirlerine karşı sorumludurlar.
Devlet memuru amirinden aldığı emri, Anayasa, kanun, tüzük ve yönetmelik hükümlerine aykırı görürse, yerine getirmez ve bu aykırılığı o emri verene bildirir. Amir emrinde ısrar eder ve bu emrini yazı ile yenilerse, memur bu emri yapmağa mecburdur. Ancak emrin yerine getirilmesinden doğacak sorumluluk emri verene aittir.” hükmünü getirir.

Anayasa’nın 137. maddesi, amirin yasadışı emir verebileceğini öngörmüş, 657/11 ise memuru amirine karşı (yasalara karşı değil) sorumlu tutmuştur. “Yasa dışı emir” ne manaya gelir? İlgili yasa hükmünün geçici de olsa kaldırılması demektir. İlgili memurun da bu emri yerine getirmek zorunda olması, verilen yasa dışı emrin geçici de olsa yasa hükmünü taşıması demektir. Hani yasa yapma, değiştirme veya ortadan kaldırma yetkisi sadece TBMM’ne aitti?

“Diktatörlük, herhangi bir kurum, yazılı ya da yazılı olmayan yasal düzenlemeler veya başka bir sosyal ve/veya politik faktör tarafından sınırlanmamış bir liderliğin (genellikle bir diktatörün) mutlak yönetimidir.” (Vikipedi, özgür ansiklopedi). Ne dersiniz, Anayasa 137 ve 657/11 bu tanıma uymuyor mu?

İşte “T.C. Oligarşik Diktatörlük” kitabı, bütün sorunların kaynağı olarak devlet kurumlarının kendilerini yasaların üzerinde görme alışkanlığını görmektedir. Vatandaşlarına kaşlarını çatarak bakan bir devlet yerine gülümseyerek bakan bir devlet arzulamaktadır. Bu bakış açısıyla “maalesef” farklı bir kitaptır.
Kenan Aydın

Damla Damla Kanarsın Sana Kıyıp Silemem
Konuyu Paylaş:
  delicious  facebook  twitter  google
bir gülümse

Seo4Smf Tagleri:
 

Benzer Konular

  Konu / Başlatan Yanıt Son İleti
10 Yanıt
2329 Gösterim
Son İleti Mart 24, 2007, 18:38:23 ÖS
Gönderen: AdmiN
9 Yanıt
1359 Gösterim
Son İleti Haziran 11, 2007, 19:16:23 ÖS
Gönderen: Yunus Emre
4 Yanıt
3260 Gösterim
Son İleti Temmuz 05, 2007, 22:39:36 ÖS
Gönderen: AdmiN
2 Yanıt
1179 Gösterim
Son İleti Ağustos 05, 2008, 01:23:21 ÖÖ
Gönderen: Dinç
1 Yanıt
1275 Gösterim
Son İleti Eylül 16, 2009, 16:14:45 ÖS
Gönderen: ressam_7