Teknoloji Yaşam

Hukuk davalarında dijital delillerin durumu nedir sorusuna cevap aradığımız bir bölüm oldu.

Bu programımızda değindiğimiz konularla ilgili olmak üzere ayrıntılarına http://www.bilisimhukuk.com/2009/07/bosanma-davalarinda-msn-ve-e-posta-kayitlari-delil-olabilir-mi/ adresinden ulaşabileceğiniz Serhat Koç'a ait makaleden alıntılar sunuyoruz:

Son dönemde hukuk davalarında ve özellikle de boşanma davalarında, hukuka aykırı şekillerle elde edilmiş delillerin mahkemelere sunulmasında veya hukuka aykırı delillerin mahkemelerce toplanması taleplerinde bir artış söz konusu. Bu nedenle; hak arama hürriyeti ile diğer temel haklar arasında ortaya çıkan bir çatışmadan bahsedebiliriz.

Anayasa tüm kanunların üstündedir ve hiç bir kanun anayasaya aykırı olamaz. Anayasanın 38. maddesinin ”Kanuna aykırı olarak elde edilmiş bulgular, delil olarak kabul edilemez. ” şeklindeki hükmü de açıktır. Bu maddenin başlığında geçen suç ve cezalara ilişkin hükümler cümlesi bize bu hükmün hukuk davalarında geçerli olmadığı ve fakat sadece ceza davaları açısından uygulanabilir olduğu yorumunu yaptırabilir mi? Anayasa md. 38’de hükmün sadece ceza davalarında tatbik edilebilir olduğundan bahsedilmediği gibi madde de açıkça denilmektedir ki: hukuka aykırı delil kullanılamaz.

Bizce; hukukumuzda yasak ağacın meyveleri olarak da tabir edilen, hukuka aykırı olarak elde edilmiş deliller gerek Ceza gerekse Hukuk davalarında kullanılamaz, örneğin tehdit altında yaşayan evil bir kadının çareyi eşinin sesini kaydetmekte bulması ve açtığı davada bu kayıtların hukuka aykırı olarak elde edildiği için kullanılamadığını düşünelim ancak ülkemiz Aile Mahkemesi hakimleri bu kayıtları yine de dinlemek isteyeceklerdir ve delil olarak kabul edilmese de bu kayıtlar en azından hakimde bir kanaat uyandıracaktır. Hukuka aykırı elde edildiği Kabul edilmiş olsa bile, takdiri deliller içinde değerlendirilen bu delile dayanılarak hüküm kurulması muhtemeldir. Böyle bir durumu kabul etmek mümkün değildir. Esasen hakim, o delil hiç yokmuş gibi hüküm vermek zorundadır.

Boşanma davalarında bazen de karşı tarafın ilişkisi bulunduğu iddia edilen üçüncü şahıslara ilişkin iletişim bilgilerinin tespiti talep konusu olabilmektedir. Uygulamada böyle bir talebin varlığı halinde üçüncü şahısların iletişimin tespiti için müzekkere yazdırmaktan çekinmeyen hakimlerimiz olduğu gibi ilgili muhatap operatörlerin de bu talepleri olumlu yanıtladıkları bilinmektedir. Dava dışı üçüncü şahısların iletişiminin tespiti talebi açıkça hukuka aykırıdır. Mahkeme böyle bir talebi reddetmelidir; bu şekilde bir tespit yapılmış olsa dahi hukuka aykırı olduğundan, değerlendirilmeye kesinlikle alınmamalıdır. Aksi bir uygulamada talepte bulunan ve bu talebi kabul edenler yönünden sorumluluk gerektirecektir.

Taraflardan birinin talebi ile karşı tarafın telefonu, bilgisayarı üzerinde inceleme yapılarak kayıtlı, alınan, gönderilen mesajlarının tespitinin yapılması şeklindeki bir inceleme kişinin hem özel hayatına müdahale olacağı hem de özel hayatına müdahale olacağından reddedilmelidir. Ancak, haberleşme hürriyeti temel haklardan biri olmakla birlikte karşı tarafın rızası halinde iletişimin tespiti yapılıp delil olarak değerlendirilebilir, bu şartta bu haktan vazgeçilmiş olunur.


Televidyon.com